14 Aralık 2018

İnsan soyunun geldiği noktaya postmodern bir ağıt





Altın Ev / Salman Rushdie / Çev: Begüm Kovulmaz / Can Yayınları

Salman Rushdie, hiç kuşkusuz modern dönemin en etkili hikâye anlatıcılarından biri. Yola çıkmadan önce neyi anlatacağını çok iyi biliyor ve yoldayken de bunu nasıl anlatacağı üzerine uzun uzadıya kafa yorup, alışılmış kalıpları elinin tersiyle bir kenara iten çok parçalı tekniklerle okura her sayfada, her paragrafta, her cümlede benzersiz keyifler sunmayı başarabiliyor. Amerika'da yayımlanışından bir yıl kadar sonra Türkçe'ye çevrilen ve geçtiğimiz sonbaharda okura ulaşan son romanı "Altın Ev" için de geçerli bu durum. Ne var ki, bu kez hem tarz hem de dil olarak alışılmıştan hayli farklı bir Rushdie anlatısıyla karşı karşıyayız. İçeriği ve vurguları açısından belki de "insan soyunun geldiği noktaya postmodern bir ağıt" da diyebileceğimiz bu roman, yazarın o çok yatkın olduğu büyülü ve masalsı dokuyu (muhtemelen bu seferlik) bir kenara bırakıp, biraz "tekinsiz" bir gerçekçiliğe yelken açıyor.

05 Aralık 2018

Babil dilinde çekilmiş ilk film


Geçen hafta YouTube'da sessiz sedasız paylaşılan "Nippur'lu Yoksul Adam", dünyada Babil dilinde (Akkadca) çekilmiş ilk film. Oynayanlar, Cambridge Üniversitesi Asuroloji bölümü öğrencileri. Hikâye, yaklaşık 3000 yıllık kil tabletlerden deşifre edilen çok eski bir metin. Tabletlerin kırık bölümleri nedeniyle oluşan boşluklar, videoda distorsiyon efektiyle belirtilmiş. Ama hikâye kendi içinde bütünlüğe sahip. Bronz çağında Enlil'in kutsal kenti Nippur'da yaşayan yoksul bir adamın, kendisini aşağılayan Bey'den aldığı intikamı anlatıyor. Altyazı seçeneğini açmayı unutmayın, iyi seyirler :)