28 Ekim 2024

Yapay zekâ ve artan enerji tüketimi sorunu: Nükleer santrallere dönüş mü?

“İşimizi elimizden alacak” gibi basit ve anlaşılır kaygılarla başlayıp “Bilgisayarlar dünyayı ele geçirecek” türü uçuk fantezilere dek uzanan komplo teorilerinin tümünü bir yana atın. Yapay zekânın gelişimi ve kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla ilgili, bambaşka ve oldukça somut bir sorun giderek ufukta beliriyor: Enerji tüketimindeki devasa artış ve bunu karşılayacak kaynakların yaratılması. Yoksa yapay zekâ sayesinde şu meşhur nükleer kâbusumuz geri mi dönüyor?

16 Ekim 2024

Yapay zekâ iyi hoş da, hangisine para yetiştireceğiz?


Hızlıca hayatlarımıza girdi, büyük bir hevesle kabullendik ve kullanmaya başladık ama yapay zekâyla ilgili yeni bir sorun da yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlıyor. Onca dil modeli ve farklı kategorilerde yüzlerce birbirinden ilginç uygulama varken, bunlardan hangilerini seçeceğiz? Ücretsiz kullanımlar  (birkaç istisna hariç) oldukça kısıtlı özelliklerle sunuluyor; hatta bazıları, kısa bir deneme süresinin ardından doğrudan doğruya ücretli kullanım gerektiriyor. Gittikçe zorlaşan ekonomik koşullarda, bütçemize yepyeni bir "yapay zekâ uygulamaları" kalemi eklemeye razı olsak bile, nasıl seçimler yapacağız ve daha önemlisi, nasıl para yetiştireceğiz? Kısa bir süre sonra bu sorun kendini daha fazla hissettirmeye başlayacak gibi, çünkü oldukça hızlı gelişmelerin yaşandığı bir alanda, seçim yapmak da giderek zorlaşıyor.

27 Ağustos 2024

Kripto ve DeFi: Geleceğin ayak sesleri


Son on yılda giderek daha sık sözü edilen ve gündemde yavaş yavaş da olsa ağırlığını hissettirmeye başlayan kripto paralar, aslında yakın gelecekte mevcut finansal sistemlerin işleyişini ciddi biçimde sarsacak alışılmadık bir devrimin sessiz askerleri. Bugün kripto paralardan söz edildiğinde insanlar büyük çoğunlukla “spekülatif niteliği” nedeniyle kısa sürede büyük zenginlik getirebilecek bir yatırım aracını anlıyorlar. (Genellikle de bunun tersi gerçekleşip kısa sürede ciddi paralar kaybedince, bu sistemin “soygunculuk” olduğunu haykırmaya başlıyorlar.) Oysa kripto paralar, alım satım işlemleri, spekülasyonlar, anlık gelgitlerle kazanılan (ya da kaybedilen) paraların çok ötesinde, bambaşka bir anlama ve işleve sahip. Bu yazıda biraz bunlara değinmeye çalışacağım.

02 Haziran 2024

Bir ışınlanma polisiyesi: "Ya sen n'aptın Scottie?"

Bir yerden bir yere giderken hiçbir zaman kaybı yaşamamak, insanlığın en eski düşlerinden biri. Eğer yolculuk sürecinin kendisinden keyif alma durumu söz konusu değilse, çoğumuz ulaşımın vereceği yorgunluk ve zaman kaybını ortadan kaldırmanın düşlerini kurarız. Gözümü kapatsam, sonra açsam ve gideceğim yere ulaşmış olsam! Böylesi bir fantastik olanağın yaşam kalitelerimize yapacağı katkıyı düşünmek bile hoş geliyor insana.


Bu nedenle aşağı yukarı 1950'lerden beri "teleport" (ya da bizim dilimize girdiği biçimiyle "ışınlanma") kavramı, bilimkurgu literatürünün en gözde malzemelerinden biri. Bir istasyonda bu iş için ayrılmış platformun üzerine çıkıyorsunuz ve sistemin çalıştırılmasıyla birlikte birkaç saniye içinde çok uzak bir başka istasyondaki benzeri bir platformun üzerinde beliriyorsunuz! Türkiye'de bu kavrama Uzay Yolu (Star Trek) dizisindeki sahneler ve Kaptan Kirk'ün "Işınla bizi Scottie" repliğiyle aşina olduk, hepimizin de çok hoşuna gitti.

20 Mayıs 2024

Bu da oldu: Sanal arkadaşla, sesli sohbet

Geçen hafta OpenAI ve Google'ın gövde gösterilerinden sonra yapay zekâ uygulamalarının geldiği noktayla ilgili çok şey konuşulmaya başladı. Bir önceki yazıda da sözünü ettiğim gibi, artık bir bilimkurgu filminin setinde yaşıyormuş gibi hissediyoruz kendimizi. Bu yazıda da, biraz OpenAI'ın ChatGPT-4o'sunu çağrıştıran, oldukça sansasyonel bir web uygulamasından söz edeceğim. Farklı seslere (ve isteğinize göre farklı karakterlere, farklı bilgi alanlarına) sahip yapay zekâ ajanlarıyla sesli sohbet etmenizi sağlıyor bu site. (Yani ekranda bir kutucuğa bir şeyler yazıp durarak değil, basbayağı, oturduğunuz yerden, hands-free konuşarak.) İzleyenler, muhtemelen Her (Aşk) filmini anımsayacaklardır. Ama uygulamanın yaptıkları bununla sınırlı değil. İsterseniz kendi sesinizi de klonlayıp, sizin sesinizle konuşan bir yapay zekâ karakteri yaratabiliyorsunuz. Sözü fazla uzatmadan, kısaca bilgi vermeye çalışacağım şimdi.

17 Mayıs 2024

Blog yazısından, 1 dakika içinde kısa video!

Dün yazdığım yazıda yapay zekânın hayatlarımıza nasıl hızla girmekte olduğundan ve karmaşık görünen işleri bizim için nasıl kolaylaştırdığından söz etmiştim. Şimdi, yazıda anlatılanlar için en somut örneği, bizzat o yazının içinden yaratılan videoyla göstermenin tam sırası. Fliki.ai adlı sitedeki uygulamaya yalnızca bu blog yazısının linkini verdim ve 1 dakikadan kısa bir süre içinde bana yazıyı tanıtan bir kısa video hazırladı! Ücretsiz versiyonu kullandığım için videonun sağ üst köşesinde filigran var; ama ayda 21 USD karşılığında abone olarak hem bu filigrandan, hem de diğer sınırlamalardan kurtulmak mümkün. Fliki'nin oldukça geniş bir video, resim ve ses dosyaları arşivi var. Metinden sese dönüşümü çok başarılı gerçekleştiriyor; üye olduğunuzda bu videodakinden çok daha profesyonel sesler kullanabiliyorsunuz. Ayrıca metin düzenleme araçları, grafikleri, çıkartmaları ve çok sayıda şablonuyla, bir video hazırlamak için ihtiyaç duyduğunuz her şey sitede el altında. Yapay zekâ desteğiyle "prompt" kullanarak metinden video yaratabilir, hazır şablon ve araçlarla videonuzu kendiniz hazırlayabilir ya da benim bu örnekte yaptığım gibi, blog yazınızdan bile video üretebilirsiniz. Videoyu bir izleyin ve işe girişin derim, kolay gelsin!😇




15 Mayıs 2024

Bir "sohbet" hayatımızı değiştiriyor



İki gün üst üste esen yapay zekâ fırtınasının etkileri hâlâ sürüyor. İlkin bu alanın tartışılmaz liderlerinden OpenAI firması, devrim niteliğindeki gelişmeleri içeren yeni ürünü ChatGPT-4o'yu görkemli bir lansmanla tanıttı. Daha bunun sarsıcı etkileri azalmadan, hemen bir gün sonra da Google, popüler ürünü Gemini başta olmak üzere nasıl bir ürün yelpazesiyle gelmekte olduğunu anlatan iddialı bir toplantı düzenledi. Cep telefonumuzun kamerasıyla çevreyi gören ve bu gördükleriyle ilgili bizimle duygulu bir sesle (evet, sesle!) sohbet eden; evdeki çocukların derslerine yardım edip onlara geometri öğreten ve bu arada şakalaşmayı da ihmal etmeyen; "Gözlüğümü bulamıyorum, nereye koymuştum?" dediğinizde "Masanın üzerinde, az önce görmüştüm" diye yanıt veren; birkaç cümlelik tanımımızla son derece gerçekçi resim ve videolar üreten ya da besteler yapan; dokümanlarımızı inceleyip bize özetler çıkaran ve raporlar hazırlayan, çok yararlı ama garip bir "arkadaş" var artık hayatlarımızda. Ve o hayatlarımız, bizzat o arkadaş tarafından radikal biçimde değiştirilmeye başlıyor. Sözcüğün tam anlamıyla, "Gelecek, çoktan geldi bile".